İnsanlığın son nefesi…
Hakan Kaplan
25 Nisan 2026
Bir hükûmet var ki, ne ekonomik başarı elde edebiliyor ne de diplomasi alanında etkili olabiliyor. Adalet notu ise karnelerinin en düşük derecelerinde. Buna rağmen, hâlâ bir seçmen kitlesi mevcut. Ancak bu seçmen, desteklediği liderin gerekçesini açıklarken sadece şunu söyleyebiliyor: “Adamın alnı secdeye değiyor…” İktidar ve Erdoğan bu durumun farkında. Kadıköy’de yapılacak devasa cami projesi de bunun bir kanıtı. Daha önce Alaattin Aktaş’ın yorumlarından alıntı yaparak belirttiğim gibi, elini cebine atması gereken iktidar, yalnızca seçime birkaç hafta kala bu projeyi hayata geçirmeye çalışıyor. İstanbul’daki hastane arazilerinin satışından köprü ve otoyolların özelleştirilmesine kadar uzanan süreçte, harcanacak paranın da pek bir fark yaratmayacağı aşikar. O halde ne yapmak lazım? Gençler için yeni bir cazibe merkezi olan Karaköy gibi bir yere camiyi inşa etmek! Görünen o ki, seçim tarihine kadar projeyi tamamlamak üzere hazırlıklar yapılmış ve muhtemelen müteahhit de belirlenmiştir.
“Bu ekonomik sıkıntılar içinde hangi parayla bu inşaat gerçekleşecek?” diye sorarsanız, son dönemde yapılan projelere göz atmanızı öneririm: Üstü cami, altı dükkanlar, daha altta ise otoparklar… Yani, tam anlamıyla para makineleri!
Nasıl ki köyünde yaşamayan birine Çanakkale Köprüsü ya da bölünmüş yollar reklamı yapılıyorsa, Kadıköy Camii de “dininden uzaklaşmış gençlere tebliğ” amacıyla sunulacak. Erdoğan, kapasitesinin çok altında kalan Çamlıca Camii gibi, bu projeyi de ardında bırakacağı miras olarak kayda geçirecek. Siyaset alanında dillerinden düşmeyen İslam’ın peygamberini akıllarına bile getirmeden!
İnternette araştırırsanız, Muhammed peygamberin evleri, yani eşlerinin odalarından oluşan yapının nasıl canlandırıldığını görebilirsiniz. Kapı ve pencere yok, 12-14 metrekarelik bir oda var. O oda içinde tek kişilik bir yatak, yerde bir hasır ve birkaç çömlek… Bu aşırı mütevazı yaşam tarzını ASR-I SAADET olarak yorumlayıp, ağızlarından Arapçayı eksik etmeyenler, bugün büyük bir koruma ordusuyla Saray’da oturan aynı kişiler.
Bana göre hangi inanca sahip olursanız olun, eğer “İNSAN OLMAYI UNUTTUYSANIZ” inancınızın hiçbir değeri yoktur. Eğer başınız secdeye değiyorsa fakat Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayatını kaybeden 11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül’ün cenazesine “babası KHK ile ihraç edilmişti” diye tek bir bakan bile gitmiyorsa, ardınızda bırakacağınız hiçbir cami, o çocuğa yapılanı affettiremez! Baba, ByLock dışında bir delil ya da iddia olmaksızın yaklaşık beş yıl hapis yatmış, kısa bir süre önce tahliye olmuştu. Oğluyla yeni bir hayata başlamaya çalışırken, kendisini onun tabutu önünde yalnız bulmuştu. O gün, adaletin ve insanlığın da son nefesi okunmuş deniyor!
Yazar: Hakan Kaplan